HAMİLELİĞE HAZIRLIK

 

Hamileliğe hazırlık

Hamile kalmaya karar verdiniz ancak doğum kontrol hapı ile korunuyorsunuz. Doğum kontrol hapını bıraktıktan kaç ay sonra hamile kalabilirsiniz ve kullandığınız haplar doğurganlığa etki eder mi ? Aşağıda  bu sorulara yanıt bulabilirsiniz.

Anne olmaya hazırsanız üç ay öncesinden doğum kontrol haplarını bırakın. Haplardan üç ay sonra kadında tekrar yumurtlama başlar ve hamilelik şansı yüzde 80′e kadar yükselir. Ancak ilacı bıraktıktan sonra ilk ay içinde gebelik gerçekleşirse, ikiz bebeğiniz olma ihtimali hayli fazla!..

Doğum kontrol haplarının; doğumsal anomalilere, kısırlığa, cinsel yetersizliğe ve vücutta irileşmeye neden olduğu inanışı doğru değildir. Hapla korunan kadınlarda, ileride elde edilecek gebeliklerde ise anomalili bebek (anormal bebek) doğurma riski artmaz.

Adetleri düzenli olan bir kadında gebelik için en uygun zaman, adet gördüğünün ilk gününden itibaren 11 ila 17′nci günler arasıdır. Eğer bu günlerde cinsel ilişkiye girerseniz hamile kalma şansınız artar..

Planlı hamilelik hem kadın hem de bebek için en sağlıklısıdır. Doğum kontrol hapını bırakır bırakmaz hamile kalan kişilerin bebeklerinde kromozom anomalisi olma ihtimali yüksek olduğu için, hapların bırakılmasından en az 3 ay sonra hamile kalınmalıdır. Öncelikle kadın fiziksel ve ruhsal açıdan anneliğe hazır olmalı. Özellikle doğum kontrol hapları kullanan kadınlar en az 3 ay önce hapları bırakmalı, geçen sürede kontrollü cinsel ilişkide bulunmalı. Hamile kalmadan 2 ay öncesinden başlayıp, hamileliğin ilk 3 ayında da devam edecek şekilde günde 0.4 mg. folik asit kullanımı, bebekte sinir sisteminde problem olma ihtimalini yüzde 80 azaltır. Eğer annenin daha önce böyle problemli bebeği varsa folik asit kullanımının günde 4 mg. olması gerekir. Bir ailede daha önceden sinir sistemi sorunlu bebek varsa; bir sonraki gebelikte kadının yine aynı problemle bebek doğurma ihtimali yüzde 3-5 daha fazla artmıştır.

Anne adayı üç ay öncesinden genel bir check-up’tan geçip, smear testi ve jinekolojik muayene yaptırmalı. Türk kadınlarının büyük kısmında anemi (kansızlık) olduğu için anemi araştırması yapılmalı. Anemisi varsa hamilelik öncesi normal seviyeye getirilmeli. Enfeksiyon hastalıkları açısından da anne adayı taranmalı. Hepatit B, C, HIV ve kızamıkçık virüsleri bizim için gebelikteki en büyük sorunlardır. Eğer annenin kızamıkçık açısından bağışıklığı yoksa mutlaka kızamıkçık aşısı yapılmalı. Bu da hamile kalmadan en az 6 ay önce planlanmalı. Eğer hamilelikte kızamıkçık geçirilirse; bebekte ağır sakatlıklara yol açmaması için gebeliğin sonlandırılması gerekebilir. Bu arada kadın sigara ve alkol gibi alışkanlıklardan kendini uzaklaştırmalı. Eğer ağır bir iş hayatında çalışıyorsa bunu yeniden organize etmeli.

 

HAMİLELİĞİN TEŞHİS  EDİLMESİ:  Bir hamileliğin teşhisinde yol gösteren belirti ve bulguları üç grupta toplayabiliriz.

a) Hamilelik kuşkusu yaratan belirti ve bulgular

Hamilemiyim acaba?

b) Hamilelik olasılığını güçlendiren belirti ve bulgular

c) Hamileliğin kesin bulguları
Bu belirti ve bulgu gruplarını ayrı ayrı incelemek yararlı olacaktır.

 

HAMİLELİK KUŞKUSU YARATAN BELİRTİ VE BULGULAR: Hamilelik kuşkusu doğuran belirti ve bulguları iki grupta inceleyebiliriz:

a) Olası hamilelik işaretleri:
1) Adet kanamasının (menstürasyon) görülmemesi (adet gecikmesi, rötarı).

2) Deri renginin koyulaşması ve karın derisindeki hamilelik çizgilerinin belirmesi

3) Vagina mukozasının renginin koyulaşması

4) Memelerdeki değişiklikler

b) Olası hamilelik belirtileri:

1) İdrar etmede güçlük ya da sık idrar yapma

2) Bulantı, kusma

3) Halsizlik

4) Çocuk hareketlerinin hissedilmesi

5) Besinlere karşı değişen istek.

Adet kanamasının en az 10 gün gecikmesi hamilelik olasılığını düşündürür. Bunu izleyen ikinci ayda da adet kanamasının görülmemesi, bu kuşkuyu güçlendirir. Ancak adet görememenin çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında en sık rastlanan neden hamile kalma korkusuyla ya da diğer psikoljik etkenlerle ovülasyonun (yumurtlama) olmamasıdır.Müzmin hastalıkların seyri ve/ veya çevre değişiklikleri de ovülasyonu bir süre geciktirebilir. Böylece adet kanaması da olmaz ve kadm hamilelikten kuşkulanır. Adet görmemenin nedenleri bir önceki bölümde anlatılmıştır. Deri renginin koyulaşması, karın ön duvarında dikine ve pembe renkli hamilelik çizgilerinin belirmesi hamilelik kuşkusu doğuran diğer etkenlerdir.

Vagina mukozasının koyu kırmızı-mor bir renk kazanması vagina dokusunda artan kana bağlıdır. Memelerin büyümesi, kolostrum denilen süte benzer bir sıvının meme uçlarından akması, memelerin sızlaması hamileliği düşündürür. Hamilelik nedeniyle rahmin (Uterus) büyümesi mesaneye baskı yapar. Bu da kadının sık sık idrara çıkmasına neden olur. Bulantı, kusma genellikle hamileliğin 6-12. haftaları arasında görülür. Hamileliğin 20. hafta dolaylarında çocuğun hareketleri anne tarafından duyulmaya başlanır. Bu hareketler “Tekmeleme” olarak bilinir. Hamile kadınların kolay yoruluyor olmaları da özgün olmayan bir bulgudur. Bu bölümde belirttiğimiz değişiklerden hiçbiri hamileliği kesin olarak teşhis ettirmez.

HAMİLELİK OLASILIĞINI GÜÇLENDİREN BELİRTİ VE BULGULAR: Hamilelik olasılığını güçlendiren belirti ve bulguları 7 grupta inceleyebiliriz:
1) Hormon testleri

2) Karnın büyümesi

3) Rahimdeki değişmeler

4) Rahim ağzmdaki (Cervix uteri) değişiklikler

5) Dölütün  karın üzerinden muayeneyle hissedilmesi

6) Ballotman

7) Braxton hicks kasılmaları

Hamileliğin 3. ayının sonundan başlayarak büyümüş olan rahimi, karından muayeneyle “simfizis pubis “in üzerinden elle hissetmek olasıdır. Hamilelik ilerledikçe rahimin üst sınırı yukarıya doğru yükselirken, karın da dışa ve yanlara doğru büyür.

Hamilelik sırasında rahim ve rahim ağzında gelişen değişiklikler doktor tarafından saptanır. Hamilelik sırasında “Braxton hicks” denilen düzensiz aralıklı ve şiddetli rahim kasümaları hissedilir. Ancak bu kasümalar rahim içinde biriken büyük pıhtılardan ya da rahim kasında gelişen iyi huylu düz kas tümörlerinden (miyom) de kaynaklanabilir.

Braxton hicks kasılmaları “Dış gebelik” olayının gelişmediğine bir kanıttır. Hamileliğin ortalarında rahim içindeki amnion sıvısının hacmi dölütün hacminden fazladır. Karma hafif bir darbeyle bastırüdığında, dölüt amnion sıvısı içinde yüzer gibi hareket edip sıvıyı dalgalandırır. Bunu muayene eden doktor hisseder ve bu olaya “Ballotman” denir. Hamileliğin ikinci yarısında karından muayeneyle çocuk, doktor tarafından saptanabilir.

GEBELİK TESTLERİ: Hormon testleri “Biyolojik testler” (Bioassay) ve “İmmünolojik testler” (immunoassay) olmak üzere iki çeşittir. Bu testlerin hamileliğin teşhisinde dayanakları, plasentadan salgılanan ve “Human chorionic gonadotropin” (HCG) adını alan hormonun hamile kadının idrarıyia atılmasıdır. Bilindiği gibi HCG, hipofiz bezinden salgılanan luteinizan hormon (LH) gibi etki eder ve döllenmeden sonraki 10. günde üretilmeye başlanır. HCG idrarla atıldığından, bu idrarın belli bir miktarının belli bazı deney hayvanlarına zerkiyle, bu hayvanlarda HCG etkisine bağlı bazı değişiklikler gelişir. Bu değişikliklerin saptanmasıyla hamilelik olasılığı güçlenir, ancak kesinlik kazanmaz. “Biyolojik testler” denilen bu testlerin en fazla kullanılanı “Kurbağa testi”dir. Bu testin tıbbi adı Galli-mainini testidir. Bu testte erkek kara kurbağalarına gebe kadın idrarı en-jekte edilir, birkaç saat sonra kurbağa spermium-larının idrarına karışması ile, alman kurbağa idrarında bu spermiumlarm gözlenmesi kadının gebe olduğunu tanımlar. 1-2 saatte sonuç alınır. Aynı test kurbağası 2 haftalık bir dinlenmeden sonra yeniden yeni bir test için kullanılabilir. Vücutta artan LH salgısı da HCG gibi etki edip biyolojik testlerde yanlış olarak hamilelik teşhisini koyduracak sonuçlar yaratır.
İmmünolojik bazı testler, biyolojik testlerin sakıncasını yaratmaz. Çünkü immünolojik testlerle doğrudan doğruya HCG saptanır. Bu plasenta kaynaklı HCG’nin varlığını gösterir, ancak hamilelik için kesin teşhis değildir, çünkü vücutta gelişecek olan plasenta kaynaklı bir tümörden de HCG salgılanabilir. Fakat uygulanan tüm gebelik testlerinde farklı nedenlere bağlı olarak ufak da olsa bir yanılma riski vardır. Yani gebe bir kadında gebelik testi negatif olabileceği gibi, gebe olmayan bir kadında da pozitif olabilir. Bu durum-
da hamilelik testinin yinelenmesi ve hekimin muayenesi gerçeği ortaya çıkarabilecektir.

HAMİLELİĞİN KESİN BULGULARI:Hamileliği kesin olarak teşhis ettiren 4 bulgu vardır. Bunlar:
1} Çocuk kalp seslerinin (ÇKS) işitilmesi

2) Sonografik olarak çocuğun saptanması

3) Çocuğun aktif hareketlerinin doktor tarafından saptanması

4) Röntgen incelemesiyle çocuğun görülmesi “Doppler aygıtı” denilen bir aygıtın yardımıyla çocuk kalp sesleri hamileliğin 12-14. haftalarından başlayarak işitilir. Çocuğun kalbi dakikada ortalama 140 (120-160) kez atar. Yeni geliştirilen bir aygıtla çocuk kalp sesleri hamileliğin 48. gününde saptanabilmektedir. Fetoskop demlen bir diğer aygıtla hamileliğin beşinci ayından başlayarak çocuk kalp sesleri işitilebilmektedir. Ultrasonografik incelemelerle hamilelik daha 5. haftasında anlaşılabilir. Karın bölgesine gönderilen özel ses dalgalarının yansımaları, özel bir aygıt aracılığıyla algılanıp resimlere dönüştürülmektedir. Bu resimlerde cenini (emriyon) ya da dölütü (fetus), plasentayı ve hamilelikle ilgili diğer yapıları görmek olasıdır. “Eko-sonograf”, “ultra-son” denilen bu aygıtlarla yapılan incelemeler çocuğa hiçbir zarar vermemektedir. Sonografik yöntemle çocuktaki bazı anormallikler bile saptanabilmektedir.

Eğer gebelik kesinleşmiş ise, bundan sonra yapacağınız şey akademimize başvurup aklınızdaki her türlü merakı ve endişeyi gidermek olacaktır. Ayrıca gebelik & doğum & annelik & babalık & bebek bakımı  ile ilgili her türlü pratik ve teorik eğitimi alıp hem çevrenizdekileri bilgilendirebilir hem de gebelik ve doğum sırasında vücudunuzdaki değişiklikleri normal veya anormal ayırımı yaparak sağlıklı bir süreç yaşayabilirsiniz.

 

Şimdiden Hamile Akademisi olarak sizi tebrik ederiz..

Bir Cevap Yazın